Nitat İnibat, bir öğleden sonra can sıkıntısıyla defterlerini kurcalıyordu. Evinde, çalışma masasında oturmuş; sanki önemli bir işi varmış gibi, sanki gelecek milyon dolarlardan gidecek milyon dolarları çıkartacakmış gibi, çok önemli bir şirketin her şeyi ona bağlıymış gibi haybeci bir ciddiyetle defterlerini kurcalıyordu. Evet, defterlerini kurcalarken aynen bunu düşünüyordu ve kendi kendine kıkırdıyordu. Oysa ne bir işi, ne de acelesi vardı, evinde odasında bir başınaydı, düpedüz yalnızdı, ama Nitat İnibat kendi içinde yine kalabalıktı. Aradığını bulamıyormuş gibi aceleyle bakıyordu defterlerine. O defterlerin içinde arayacağı da bir şey yoktu; epi topu seyrek ve keyfi tutulan günceler, Allah bilir bazı hiç olmamış şiirler, dağınık bir zihinden arda kalan yarım yamalak öyküler vardı. Nitat İnibat’ın önemli bir işi vardı, kendini eğliyordu. Yeni asistanını arayıp sormayı düşündü. Öyle biri yoktu pek tabii, ama aklında hemen çizdi. Sarı saçları, kocaman gülüşüyle ha...
SIRADAN BİR SÜPER KAHRAMAN'IN MACERALARI
Sıradana, insana ve kelimeye selam duran sanal mecmua...